Ana sayfa Yaşam Bursa’nın Gelenek ve Görenekleri

Bursa’nın Gelenek ve Görenekleri

Bursa’nın gelenek ve göreneklerinde neler var? Bugün sizlere yaşam kültürümüzü oluşturan en önemli unsurlarımız olan gelenek ve göreneklerimizde Bursa’nın gelenek ve göreneklerinden bahsedeceğim.

Orta Asya kültürü, Anadolu kültürü ve İslam kültürü ile birleşen Türk kültürü birçok farklı gelenek ve göreneği bünyesinde barındırmaktadır. Ülkemizin dört bir yanında farklı gelenek ve görenekler yaşanmaktadır. Dışarıdan bakıldığında tuhaf gelen bu gelenek ve göreneklerin pek çoğu artık küçük yerleşim yerinde yaşanmaktadır.

Bursa Gelenek Görenekleri

Sünnet Gelenekleri

Bursa’da sünnet olacak çocuklar okulların tatil olmasını beklemektedir. Genellikle sünnetler okulların tatil olduğu dönemde yapılmaktadır. Sünnet olacak çocuğa “Sünnet Çocuğu” denilmektedir. Bursa’ da sünnetler genellikle mevlitli ve yemekli yapılmaktadır. Sünnet olacak çocuğun eline sünnetten birkaç gün önce kına yakılmaktadır. Kıyafeti ise süslü parlak kumaşlardan yapılmış şapkalı kıyafetten oluşmaktadır. Sünnet çocuğunun şapkası mavi renkte ve önünde maşallah şeridi bulunmaktadır.

Sünnet çocuğu kıyafetini giydikten sonra akraba ve komşularını ziyaret eder, ellerini öper. Çocuk sünnet olmadan önce araba ile gezdirilir, babasından hediyesini almadan arabadan inmez. Sünnet töreni genellikle öğleden sonra yapılmaktadır. Tören için genellikle salon tutulmaktadır. Sünnet olacak çocuk sünnet olmadan önce sünnet entarisini giyer, sünnet işlemi hastane ya da salonda yapıldıktan sonra sünnet çocuğu eve getirilmektedir. Gelen davetlilerin oldu da bitti maşallah sözleri ile sünnet yapılır.

Sünnet işleminde sünnet çocuğunu kucağında tutan yanında olan kişiye “Kirve” denilmektedir. Kirve çocuğun sonraki yaşamında da etkin olacak konumdadır. Tören bittikten sonra çocuk için hazırlanmış çok süslü sünnet yatağına yatırılır, ve çocuğu eğlendirmek için çeşitli oyunlar oynanır.

Askerlik Gelenekleri

Askerlik çağına gelen her genç askere gitmeden gezmesi için bir iki ay serbest bırakılır. Askere gidecek olan genç son haftasında bütün akraba ve koşularını ziyaret ederek vedalaşır. Helallik ister ve ellerinden öper. Vedalaştığı kişiler çorap, iç çamaşırı, para v.b hediyeler verir. Askere giderken davul zurnalar çalınır, Türk bayrağı altında arkadaşları havaya atıp tutarak yolcu ederler. Kadınlar dualar ederken, askerin ağlamaması için eline emzik verilir.

Askerlik süresince gelen mektuplar uğursuzluk getirmesin diye atılmaz ve görünmeyen yere asılmaz. Askerlik dönüşü ailesi tarafından un helvası yapılır ve yakınlara dağıtılır. Askerin yakınları gözün aydın kutlaması için ziyaretine giderler.

 Evlenme Geleneği

Kız ve oğlan birbirini görüp beğenmişse uygun tarih belirlenir ve oğlan o tarihte gidip kızı “Allah’ın emri peygamberin kavliyle” kızı isterler. Kız tarafı kızı verirse belirli bir tarihte erkek tarafı nişan bohçası hazırlayıp kız tarafına gönderir. Nişan bohçasını bir erkek kız tarafına götürür. Kız tarafında hazırlanan ikramlıklarla eğlence düzenlenir. Eğlencenin sonunda yüzükler takılır ve bir aile büyüğü tarafından kesilir. Nişan gecesi düğün tarihi belirlenir.

Düğünün olacağı son haftanın Çarşambasında gelinin çeyizleri bir arabaya yüklenerek yeni evlerine gönderilir. Çeyizler kızın arkadaşları ve akrabaları tarafından serilir. Çeyiz sandığı eve girerken kız tarafından birisi oturur ve bahşiş almadan kalkmaz. Çeyizler düğün olduktan on beş gün sonrasında kaldırılır. Düğün öncesi yapılan önemli etkinliklerden biride gelin hamamıdır. Gelin hamamı düğünden önceki Cuma günü yapılmaktadır.

Kına gecesi ise kız tarafında düğünden bir gün önce yapılır. Kına gecesi için erkek tarafı kız tarafına kına ve çerez gönderir. Kına ve çerezler küçük paket yapılarak gelen konuklara ikram edilir. Gelin ise kına gününde “Kınalık” adı verilen renkli bir elbise giyer ve saçına duvak takar. Herkes gelin adayı ile karşılıklı oynar. Kına yakma işleminde gelin renkli satenden yapılmış pijama ve sabahlığını giyer abdestini alır ve başına kırmızı bir yemeni örter. Gelinin kaynanası gelinin eline altın sıkıştırarak kınayı yakılır. Bu sırada gelini ağlatmak için türküler söylenir.

Gelin mi oldun gelin mi oldun

Evvel bizim idin a güzel

Şimdi elin mi oldun a güzel

Oğlan anası oğlan anası

Elinde mumlar yanası

Oldun gelin kaynanası

Şen evimiz şen kal…

Kız anası kız anası

Kızınız bu gece misafir size

Yarınki gece eller evinde

Ağlar anam ağlar

Sorun nicen ağlar

Yavrusundan ayrılıyor

Onun için ağlar

Ak evlerim kızsız kaldı

Ak bakırlarım susuz kaldı

Ağlar anam ağlar

Düğün günü erkek tarafı kızı almaya gelir. Evin önünde davullar çalarak konuklar eğlenir. Gelin evden çıkarken kızın babası ya da erkek kardeşi kırmızı bir kurdele takar. Gelin çıkarken kızın yakınları kapıları kapatır. Bahşiş karşılığında kapıyı açarlar. Gelin erkek evine gidince evinde bolluk bereket olsun diye başına pirinç, şeker, para atılır. Kayınpederi ise geline hediye olarak takı takar. Gelin ise eve gelince misafirlere çeyizinden çorap, yazma gibi hediyeler verir. Damadı gelinin odasına gönderirken damadın arkadaşları sırtını yumruklayarak sokarlar. Damat gelin odasında geline yüz görümlüğü takar. Gelinse duvağını açar. Damat akşam yemeğinde gelinin tatlı dilli olması için geline tatlı yedirir. Kız tarafı ise erkek tarafından “tavuk alma” yapar. Tavuk alma işinde gelinin akraba ve arkadaşları bir araya gelerek türküler eşliğinde oğlan evine giderler burada tavuk pişirilir yanına da baklava konularak kız tarafına verilir. Oğlan evine teşekkür edilir ve kendi aralarında yaptıkları oyunlarla başka bir yere gidilir.

Damat sofrasında ise gelin ve damat yalnız kalmadan önce sofra hazırlanır. Çerez, baklava, tavuk v.b yiyecekler gelinin odasına bırakılır. Gelin bu tavuğun bacağını kırarsa evde kendi sözünün geçeceği mesajı vermiş olur.

Düğünden sonra ise Paça günü yapılır bir nevi gelinin kızlıktan kadınlığa geçiş töreni de sayılmaktadır. Damatla gelin evin büyüklerinin elini öper ve hep birlikte kahvaltı yaparlar. Gelin sonrasında kaynanasının aldığı kıyafetlerden giyerek gelin ve damadın arkadaşları ile eğlenmeye devam ederler.

Doğum Gelenekleri

Çocuğu olmayan kadınların başvurduğu bazı yöntemler vardır. Bunlar arasında en yaygın yöntem türbeleri ziyaret ederek adaklar adamak ve dua etmektir. Yine çocuğu olmayan kadınların başvurduğu yöntemlerden biriside kaplıcalara gitmektir. Karamustafa kaplıcasına giden kadınlar su akan oluğa elini sokarak gözlerini kapatırlar ve suya bakmadan su içerler bu şekilde kadının içindeki uğursuzluğun kaybolacağını ve döl tutacağına inanırlar. Hamile olan kadının pişirilen her yemekten yenilmesi ve “aşerme” sırasında aklına gelen yiyeceği yememesi çocuğun kusurlu olacağı inancı vardır.

Çocuk doğduktan sonra göbek bağı temiz beze sarılarak çocuğunun dindar olmasını isteyen cami avlusuna okuyup iyi eğitim almasını istiyorsa okulun duvarına bırakılır. Doğum yapan kadının evinde bir hafta sonra loğusa şerbeti kaynatılır. Çocuğun adını koymak için çocuğu kucağına alan kişi kıbleye dönerek önce ezan sonrada ismini çocuğun kulağına üç kere fısıldar. Genellikle aile büyüklerinin ya da tarihi özelliği olan kişilerin isimleri tercih edilir.

Loğusa kadın kırk gün süresince kötülüklerden nazardan korunmak için akşam ezanı okunduktan sonra dışarı çıkmaz ve etraftakiler onu yalnız bırakmaz. Eve gelen misafire sütünün kesilmemesi için güle güle demez. Loğusa kadın başka bir loğusa kadınla bir araya gelmez kırklarının karışacağı ve al basması yaşanacağına inandıkları için.

Kırk gün sonra bebekle anne kırklanır. Kırklama işlemi için kırk tane küçük taş ya da fasulye tanesinin her birine “İhlas” süresi okunur. Çocuk ve annenin yıkanma işleminde kullandığı su evin etrafına serpiştirilir. Böylelikle nazar ve kötü güçlerden uzaklaşmış olunur.

Bursa ilimizde yürüme çağına gelen çocuklara tay simidi ya da adım çöreği töreni yapılmaktadır. Çöreğin içine konulan bozuk para kime çıkarsa o kişi çocuğa hediye alır. Yürümeyen çocuk için bir dede mezarına götürülerek önünde gezdirilir. Geç konuşan çocuklar için kurban bayramında 7 evden 7 kurban dili alınarak yedirilir ve bülbülün su içtiği tastan su içirilir.

Yeni doğan bebeğe dişi çıkınca “Diş Buğdayı” yapılır. Diş buğdayı kaynatılan buğdaya şeker katılarak yapılır.

Ölümle İlgili Adetler

Bursa’da ölüm karşısında gösterilen davranışlar diğer yörelere göre benzerlik göstermektedir. Ölen kişinin karnı şişmesin diye üzerine bıçak konur. Cenaze yıkama işlemleri bittikten sonra ölen kişinin uzaktan gelecek bir yakını varsa bekletilir. Cenaze namazı ve helallik işlemi bittikten sonra tabut alınır ve mezarlığa götürülür.

Cenaze mezarlığa konduktan sonra ibrikle mezarın üstü sulanır. Ölü gömüldükten sonra ölü evinde un helvası kavrularak gelenlere ikram edilir. Evde Tebareke ve yasin süreleri okunur. Ölünün kırkıncı gününde ise mevlid okutularak şeker ve lokum dağıtılır. Kırk mevlidinden sonra elli iki mevlidi yapılır. Yakın kişiler çağrılarak pilav ve ayran dağıtılır.

Bursa’nın gelenek ve görenekleri hakkında bilgiler vermeye çalıştık ve mutlaka daha bilmediğimiz binlerce daha gelenek ve görenekler var. Geçmişten günümüze gelen ve yazılı olmayan gelenekleri aşağıda yorum kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here